AMATÖR FUTBOL

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

ZİYARETCİ İSTATİSTİĞİ


MİLLİ TAKIM ÜZERİNE/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

MİLLİ TAKIM ÜZERİNE/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

Tarih 13 Haziran 2016, 19:12 Editör İskender Kordu

Pazar günü Türkiyede nefesler tutuldu, hep birlikte Hırvatistan maçını gözümüzü kırpmadan izledik. Maçtan sonra geçen zaman içinde de yapılan yorumların büyük bir kısmı ağır eleştirilerden oluştu. Pek de haksız sayılmaz yani gerek Fatih Terimin oyuncu tercihleri, gerekse de oyun içinde kenardan yaptığı müdahaleler ve oyuncu değişiklikleri.

MİLLİ TAKIM ÜZERİNE

Pazar günü Türkiye’de nefesler tutuldu, hep birlikte Hırvatistan maçını gözümüzü kırpmadan izledik. Maçtan sonra geçen zaman içinde de yapılan yorumların büyük bir kısmı ağır eleştirilerden oluştu. Pek de haksız sayılmaz yani gerek Fatih Terim’in oyuncu tercihleri, gerekse de oyun içinde kenardan yaptığı müdahaleler ve oyuncu değişiklikleri. Aslında böyle bir sonucun geleceğini tahmin etmek de çok zor değildi maçtan önce. Yenilginin gelişini daha 23 kişilik kadro açıklanırken belli oldu. Hazırlık maçlarında da bunun ipuçlarını aldık.

MEHMET TOPAL ÖNLİBERO OYNAR

Öncelikle sadece milli takımların değil kulüp takımlarının da en önemli parçası önliberolarıdır. Terim’in açıkladığı 23 kişilik aday kadroda da gerçek anlamda tek önlibero Mehmet Topal. Ozan Tufan’ın mevcut formuyla ve Fenerbahçe’deki performansıyla da bu seviyede önlibero olarak tanımlamak gerçekten hayal kurmak olur. Savunma hattı ile hücum hattı arasındaki bağlantıyı kurabilecek tek oyuncu Mehmet Topal’ken siz bu oyuncuyu stopere koyarak neredeyse önliberosuz, top sadece ayağına geldiğinde oynamayı düşünen bir ortasaha ile çıkıyorsunuz. Ortasaha görev verdiğiniz Oğuzhan’dan, Selçuk’tan, Hakan Çalhanoğlu’ndan, Arda Turan’dan mevcut durumlarıyla sadece top ayağına geldiğinde faydalanabilirsiniz. Modern futbolda önemli olan top rakipteyken pres yapma, alanı parselleme, alan daraltma gibi kolektif oyunun gerektirdiği özelliklere sahip olan ortasaha oyuncularını kullanabilmektir. Bu konuda efektif olarak kullanabileceğimiz tek oyuncu Mehmet Topal’ı ise Oğuzhan, Selçuk, Hakan Çalhanoğlu, Arda Turan ve Ozan Tufan ortasahada birlikte oynasınlar diye defansta harcıyoruz. Bu tercihler nedeniyle de savunma ile hücum hattı arasındaki mesafeyi de rakibe bırakarak hem topun arkasına geçemiyoruz hem de ikinci topları kazanmakta zorlanıyoruz. Oyunu geniş alanda oynamak zorunda kaldığımız için de oyunu genel olarak da savunmadan stoperlerle kurmak zorunda kalıyoruz. Rakibe baktığınızda ise maçın adamı seçilen Modric’i takımın beyni olmasına rağmen işin sadece hücum yönünde görmüyoruz. Aynı Modric’i golden bir süre sonra savunmada kademeye girerek mutlak bir gol pozisyonunu keserken görebiliyoruz. Bizim reklam yıldızımız Arda Turan oyunda kaldığı süre içerisinde ne hücum yapabildi ne de savunma. İkisini de beceremedi. Aynı şeyi Oğuzhan, Hakan Çalhanoğlu, Arda Turan ve Ozan Tufan için de söyleyebiliriz. Özellikle yediğimiz golde Selçuk’un uzaklaştırmak istediği ve kısa düşen topta Modric’i ilk karşılaması gereken kişi Ozan Tufan olması gerekirken bu oyuncunun o sırada saçlarını taramakla meşgul olması da yenilginin altında yatan en büyük ayrıntılardan biri olduğunu düşünüyorum. İspanya maçında yapılacak olan en önemli iş bu karşılaşmada Mehmet Topal’ı ortasahanın merkezine kaydırarak stopere Semih’i çekmek, mecburi bir durum olmadığı sürece kalan maçlarda Mehmet Topal’ın yerine dokunmamaktır. Ayrıca ortasahada Arda’dan verim almak istiyorsak da arkasına defansif yönü daha güçlü oyuncularla desteklemeli, bunun için de Selçuk İnan, Hakan Çalhanoğlu, Oğuzhan ve Ozan Tufan dörtlüsünden ikisi mutlaka kulübe çekilmelidir. Bu şekilde fizik direnci yüksek bir takımla İspanya’ya karşı oyunu daha fazla uzatabilir, yedek kulübesinde de en azından iki tane hamle oyuncusu kazanmış oluruz.

NEDEN STOPER YOK

Milli takımın en büyük zaaflarından biri de 23 kişilik kadroda stoper olarak alternatifimizin çok az olması. Bunun en büyük işareti de önlibero olan Mehmet Topal’ı bu mevkide kullanmak zorunda kalmamız. Fatih Terim’in ortasahaya bu kadar çok oyuncu davet ederken savunmanın merkezini bu kadar boş bırakması dersini çalışmadığının da en büyük göstergesi. Örneğin elinizde bir Ersan Gülüm opsiyonu olsa en azından Semih’i de ilk onbire çekerek Hakan Balta’yı sola kaydırabilir, Caner’den de bir açık olarak faydalanabilirsiniz. Yani neresinden bakarsanız bakın Fatih Terim’in buraya getirmiş olduğunuz 23 kişilik kadroyla C planını hayata geçirmeniz gerçekten çok zor. Bu kadar geniş bir oyuncu havuzundan bu kadar kısır bir kadro kurmanız gerçekten bilimsellikle açıklanabilecek bir durum değildir.

2008’İ HATIRLAYIN

Sizleri biraz daha geçmişe götürmek istiyorum; 2008 Avrupa Şampiyonası’na. Hani o yarı final oynadığımız turnuvaya. Bu takımın başında da Fatih Terim yok muydu peki? O turnuvada ne yaptık da yarı final oynadık. Bu turnuvada daha ilk maçlar sonunda neden böyle bir karamsarlık havası esiyor peki? 2008’deki Milli takımın ortasahasına dikkat çekmek istiyorum öncelikle. Sakatlıklardan çok çektiğimiz bazı maçlara 18 kişilik kadro bile çıkaramadığımız bu turnuvada nasıl oldu da finalden döndük? Benim bu turnuva öncesi en çok beklenti içinde olduğum futbolcu Mehmet Topal’dı. Bunun nedeni ise 2007- 2008 sezonunda Galatasaray’ın kazandığı şampiyonlukta ortasahada Ayhan Akman, Barış Özbek ve Serkan Çalık’la birlikte en büyük paya sahip oyuncularından biri olarak dikkatimi çekmişti özellikle şampiyonluk haftalarında ortaya koyduğu olağanüstü performansla. Ancak 2008’de Fatih Terim onu ilk maçta oynatmamış ve turnuvaya Portekiz önünde aldığımız 2-0’lık yenilgiyle başlamıştık. İsviçre ile oynadığımız ikinci maçta ise ilk yarıyı 1-0 yenik kapatmış, İsviçre’nin de kaçırdığı sayısız gol fırsatına tanık olmuştuk. İkinci yarıda Emre Belözoğlu’nun sakatlanması ve ikinci yarıda da oyuna Mehmet Topal’ın dahil olmasıyla birlikte Milli Takımımızın da kaderi değişti. Yani mecburiyetten yapılan bir oyuncu değişikliği ile birlikte Milli takımımız Mehmet Topal’ın ikinci yarıdaki insanüstü önlibero performansıyla maçı 2-1 kazanıyor, ancak galibiyet sonrası aslan payını ise Fatih Terim alıyordu. Oysa o maçta belki Emre sakatlanmasa, Terim, Mehmet Topal’ı oyuna belki almayacak, ikinci maçta turnuvaya havlu atacaktık büyük olasılıkla. Ve üçüncü maçtan sonra formayı kazanan Mehmet Topal’ın bazen önlibero, bazen de sakatlıklar nedeniyle stoperde oynayarak bu turnuvada adeta kahramanlaşmıştı. Mehmet Topal’ın yanısıra ortasahada Mehmet Aurelio’yu, yarı finalde de Almanya maçında da sakatların daha artması nedeniyle bir diğer önlibero Ayhan Akman’ın ilk kez forma şansı bulup maçın en iyi oyuncusu olarak ön plana çıkması da tesadüf olamaz. Hatta maçtan sonra Löw’ün de büyük övgülerini kazanarak gururumuz oluyordu Ayhan Akman. 2008’de bahsettiğimiz ve Milli Takımın karakterine damga vuran Mehmet Topal, Aurelio ve Ayhan Akman karakterindeki oyuncular gibi sahaya yüreğini koyan, arkadaşlarının açığını kapatabilmek için iki kişilik koşan askerlere ihtiyacımız var. Şu anda ortasahada görev yapan oyuncularımızın maalesef tamamına yakını general. İşte 2008’de gelen yarı finalin anahtarı tamamen ortasahanın iki yönlü oyunculardan oluşması, top rakipteyken ısıran, top ayağındayken de birlikte hareket eden kolektif bir takım olmamızdan kaynaklanıyordu. O sistemdi Arda’yı, Semih Şentürk’ü yıldızlaştıran, Türkiye’yi Avrupa’da konuşturan. Fatih Terim’in çözmesi gereken ilk konu bu. Generallerle bu işin olmayacağı belli. İspanya maçına 2008 ruhundaki oyuncularla çıkıp, ancak oyunun iki yönünü oynayarak ayakta kalabiliriz. Hırvatistan önündeki kadro iflas etmiştir. Terim’in 23 kişilik kadroyu ince eleyip sık dokuyarak İspanya maçına en efektif kadroyla çıkması gerekmektedir. Gönlümüz Millilerle birlikte. Umarım bizlerin çıkardığı bu tespitleri Terim de çıkaracak, yenilse de, berabere de kalsa sahada savaşacak 11’i bizlere izlettirecektir. Turnuvaya veda edeceksek de ayakta, alkışlanarak veda edelim.

Bu haber 1240 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

SÜPER AMATÖRÜN İKİYE AYRILMASI DOĞRU MU?/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

SÜPER AMATÖRÜN İKİYE AYRILMASI DOĞRU MU?/ İSKENDER KORDU YAZIYOR Yeni sezon yaklaşırken İASKFnin ve İstanbul Futbol İl Başkanlığının üzerinde durduğu bir konu da Süper Amatör Küme...

KONGRENİN ARDINDAN/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

KONGRENİN ARDINDAN/ İSKENDER KORDU YAZIYOR Silivrisporda günlerden beri konuşulan olağanüstü kongre süreci nihayet tamamlandı gerisinde bir sürü kırık kalp bı...


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi