AMATÖR FUTBOL

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

ZİYARETCİ İSTATİSTİĞİ


ARDAYI BİZ YARATTIK!

ARDAYI BİZ YARATTIK!

Tarih 09 Haziran 2017, 16:51 Editör İskender Kordu

Son günlerin en çok konuşulan konusu Milli Takım Kaptanı Arda Turanın spor basının duayen gazetecilerinden Bilal Meşeye saldırması ve sonrasında yaptığı açıklama ile Milli Takımı bırakması. Bizler de dahil olmak üzere herkes konuyla ilgili hem kendi köşelerinde, hem sosyal hesaplarında hem de günlük sohbetlerimizde bu konuya müdahil olduk.

ARDA’YI BİZ YARATTIK!

Son günlerin en çok konuşulan konusu Milli Takım Kaptanı Arda Turan’ın spor basının duayen gazetecilerinden Bilal Meşe’ye saldırması ve sonrasında yaptığı açıklama ile Milli Takımı bırakması. Bizler de dahil olmak üzere herkes konuyla ilgili hem kendi köşelerinde, hem sosyal hesaplarında hem de günlük sohbetlerimizde bu konuya müdahil olduk. Ortadaki tablonun görünen kısmında Arda Turan’ın haddini aşarak, kendisinden hem yaşça büyük, hem de babası yaşında bir gazeteciye sinkaflı küfürler ederek saldırması, olayın geçtiği sırada Milli Takım Direktörü Fatih Terim’in ve yardımcılarının olaya müdahale etmeyerek seyretmesi, sonunda da Arda Turan’ın bir basın toplantısı düzenleyerek hem özür dilememesi, hem de Milli Takımı bıraktığını açıklaması.

Peki Arda Turan’ı bugünlere getiren sebeplere indik mi hiç? Olaya sadece uçakta yaşanan bir vaka olarak mı göreceğiz sadece? Bence bu olayı iyi analiz etmek için Arda Turan’ın futbolculuk geçmişine gitmemiz gerek.

Filmi biraz geriye sararsak Arda Turan’ın Bayrampaşa kültürüyle yetişmiş, sokak kültürünü bilen, Galatasaray altyapısında da yeteneğiyle A takıma kadar yükselen, oradan da bir Manisa ve Ersun Yanal macerasıyla mental ve fiziksel gücünü yükselterek olmuş bir futbolcu olarak Galatasaray’a geri dönen bir futbol canbazı. Galatasaray’da kupalar da elde etti, şampiyonluklar da, Atletico Madrid’e transferi öncesi de küme düşmenin kıyısına geldiği bir sezon da bıraktı giderken.

Önce filmi en başa saralım. Altyapılarda Arda Turan, Emre Belözoğlu, Muhammet Demirci gibi genç ve yetenekleriyle diğer arkadaşlarından daha önce çıkan oyuncular daha profesyonel olmadan ayrıcalıklı oyuncular olurlar. Teknik direktörleri, altyapı sorumluları da bu gibi özel oyuncuların hatalarını genelde görmezden gelirler, hatalarını anlatmazlar, mental olarak gelişimine katkıda bulunmazlar. Bu oyuncular da olağanüstü yetenekleriyle daha altyapılarda isimlerini gazete manşetlerinde duyurur, kendileri daha gelmeden ayak sesleri duyulmaya başlar. Altyapı teknik direktörlerinde de eğitimci yönü daha ağır basan antrenörleri kenara koyarak söylüyorum genelde oyuncunun sırtını sıvazlarlar, gelişimlerinden çok sahada atacakları gollere, kazanacakları maçlara ve kupalara bakarlar. Dolayısıyla her hafta maç kazandıran yetenekli oyuncu da kendisinin mükemmel olduğunu hissetmeye, hatasız biri olduğuna, şımarıklığın da ötesine geçerek daha küçük yaşlarda önce antrenörlerine A takıma yükselince de başkanlarına posta koymaya başlar. Bunu Arda Turan’la Galatasaray’da bir çok örneğine de tanık olduk. Arda futboluyla büyüyerek oyuncu kimliğini ve profilini geliştirirken basında da genellikle magazin haberleriyle gündeme geldi. Basında Arda’nın futbolundan çok sevgilileri konu oldu. Altyapıda Arda’ya uygulanan özel futbolcu muamelesi nedeniyle sosyal ilişkileri, basınla ilişkileri, toplumsal sorumlulukları gibi oyuncunun ileride ayaklarının yere daha sağlam basmasını sağlayacak detaylar hep hasır altı edildi. Aynı sorunları altyapıda çok yetenekli bir oyuncu olan Emre Belözoğlu’nda da Muhammet Demirci’de de fazlasıyla gördük. Arda Turan’ın kariyer planlamasında yaptığı en doğru iş ise Galatasaray’dan ayrılarak Simone’nin çalıştırdığı Atletico Madrid’e imza atması oldu. Burada Simone ile yepyeni bir Arda izlemeye başladık. Burada daha farklı antrenman metotları gören, yoğun tempodan dolayı antrenman sonraları yorgunluktan kendini ancak evine atabilen Arda Turan kariyerinde belki ilk kez futbola odaklandı. Burada kaldığı süre içinde de önce Galatasaray’daki kilolarını atan, daha da fit hale gelen Arda Turan takımın aldığı UEFA Kupası’nda, bir sonraki sene Şampiyonlar Ligi finalinde de baş rolü oynayan isim oldu. Bunda Simone’nin takımı Arda üzerine kurması, fiziksel olarak da Arda’yı daha fazla geliştirerek topsuz oynama özelliğini de kazandırması baş rol oldu. Ancak Arda ne zaman Atletico’dan ayrılıp Barcelona’ya imza attı filmin sonu öyle başladı. Atletico’da general olan Arda burada yıldızlar topluluğun gölgesinde kalmaya, bir anda kahramanken figüran haline gelmeye başladı. Üstelik Barcelona’nın transfer yasağı nedeniyle de 6 ay ayağına top değmedi. Arda bu dönemde Milli Takımda maç eksiğini kapatırken Atletico’dan kalan kondisyonu ve gücüyle bu zor dönemi iyi atlattı. Ancak döndükten sonra hiçbirşey Arda için eskisi gibi olmadı. Atletico’da bir kahraman olan Arda Turan için kariyerindeki düşüşler burada başladı. Uzun aranın ardından önce kadroya girmekte zorlandı, sonra da onbirde devamlı olmakta. Bu sezon ise iyi başlamasına rağmen sezonun sonuna doğru artık Arda’nın satış listesine konulduğu haberlerini de yazılı ve görsel medyadan sık sık okuyor ve görüyoruz.

Hem kötü giden kariyerinin kıskacındaki Arda Turan, hem de Avrupa Şampiyonası döneminden kalan ince hesaplar, hem de spor medyasının alttan alttan Arda Turan’ın Barcelona’dan ayrılacağı yönünde çıkan haberleri tecrübeli oyuncunun da bu patlamasını yaratmıştır. Arda Turan bugüne kadar kazanmış olduğu bütün sempatiyi de bu hareketiyle kaybetmiş, toplumun gözünde de iyice itibarını yitirmiştir.

Peki Arda Turan’ı bu noktaya getiren, altyapıda sırtını sıvazlayan, ‘Büyüksün Arda’, ‘Kralsın Arda’ deyip de eksiklerini söylemeyen, sosyal gelişimine katkıda bulunmayan, kolektif düşünmeyi öğretmeyen altyapı antrenörlerinin, yukarıya çıktığında da Arda Turan’a özel bir statü veren, pembe renkli formayı sinkaflı sözlerle eleştirmesine rağmen susan, sinen, neredeyse yönetimi teslim eden o dönemin yöneticilerinin, başkanlarının hiç mi suçu yok? Arda’nın Avrupa’da değil de bu hareketleri özellikle Galatasaray’da ve Milli Takımda yapmasının başka bir açıklaması yok. Avrupa’da zaten futbol oynamak ve kalıcı olmak istiyorsan sadece futboluna değil sosyal ilişkilerine, davranışlarına, basınla olan ilişkilerine de dikkat etmek zorundasın. Nedense futbolcularla basın arasında yaşanan bu çağdışı görüntüler ülkemizde yaşanmakta, olay sıcaklığını kaybettikten sonra unutulmakta ve hayat kaldığı yerden hiçbirşey olmamış gibi devam etmektedir.

Burada bana göre yapılacak en önemli iş altyapılarda verilen eğitimin kendini gözden geçirmesiyle mümkün. Altyapı antrenörleri maç kazanmak, kupa ve para hırsını bir kenara bırakarak oyuncu ne kadar yetenekli olursa olsun altyapıdaki gelişimine sadece futbolculuk değil sosyal yönlerinin geliştirilmesi, baskıyla ve eleştiriyle birlikte yaşama, baş etme prensiplerinin öğretilmesi, oyuncunun ileride karşılaşabileceği zorluklara hazırlanarak sadece antrenmanlarla değil verilecek olan eğitimlerle de oyuncunun kariyer planlaması doğru bir şekilde yapılmalıdır. Sonuçta Arda Turan da robot değil. Atalarımız ne güzel söylemiş: Ağaç yaşken eğilir. Siz Arda’ya 12 yaşından başlayarak hep özel bir oyuncu olduğunu hissettirir, ona hata yaptığında da uyarıp doğru yolu göstermez, rehberlik yapmazsanız da böyle krizlerde de doğru davranışta bulunmasını beklemeyeceksiniz. Ben burada Arda Turan’ı en sona onu yetiştiren altyapı antrenörlerini, A takımda oynadığı dönemde de onunla bir futbolcudan çok bir star gibi gören, diğer futbolculardan ayrı tutarak farklı bir konuma yerleştiren yöneticileri ilk sıraya koyuyorum.

Arda Turan’ın yaptıkları hiçbir şekilde tasvip edilemeyecek davranışlar olmakla birlikte bu sonucun ortaya çıkmasını hazırlayan sebepleri de görmemezlikten gelemeyiz. Aksi takdirde olayı bir futbolcunun bir gazeteciye küfür etmesi, saldırması olarak minimine edersek bu sonuçları bugün Arda Turan’da yarın başka Arda Turan’larda görmeye devam ederiz. Bu olay da gösteriyor ki artık altyapılarda eğitimler sonuca, şampiyonluklara dönük değil oyuncunun sosyal gelişimine de yer veren bir şekilde düzenlenmeli, yöneticiler de teknik direktörlerden sadece iyi futbolcu değil sağlıklı düşünen, hareket eden, doğru sosyal mesajlar veren oyuncular yetiştirmelidir. Bugünden başlayarak altyapılarda bu dönüşümü sağlarsak ileride sadece yetenekli değil sosyal yönü de güçlü oyuncuları izlemeye başlarız.

Bu haber 539 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

SÜPER AMATÖRÜN İKİYE AYRILMASI DOĞRU MU?/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

SÜPER AMATÖRÜN İKİYE AYRILMASI DOĞRU MU?/ İSKENDER KORDU YAZIYOR Yeni sezon yaklaşırken İASKFnin ve İstanbul Futbol İl Başkanlığının üzerinde durduğu bir konu da Süper Amatör Küme...

KONGRENİN ARDINDAN/ İSKENDER KORDU YAZIYOR

KONGRENİN ARDINDAN/ İSKENDER KORDU YAZIYOR Silivrisporda günlerden beri konuşulan olağanüstü kongre süreci nihayet tamamlandı gerisinde bir sürü kırık kalp bı...


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi